Türkiye’de adaletsizlikler had safhada: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) verilerine göre, 30 Haziran 2026 itibarıyla Türkiye’den sonuçlandırılmayı bekleyen 22 bin 600 dosya (başvuru) bulunmaktadır. (Cumhuriyet’e açıklama) Türkiye, bu sayı ile AİHM önünde bekleyen tüm dosyaların yüzde 40’ını tek başına oluşturarak ülkeler arasında ilk sırada yer almaktadır.
Mehmet Uçum önce buna baksın. Ve “milli yargı”sına dönüp, hey n’oluyor, desin.
Ben esas Uçum’a verilen yanıt için, AKP milletvekili Tuğrul Türkeş’e bırakıyorum:
Türkeş, Türkiye’nin 70 yılı aşkın süredir Avrupa Konseyi üyesi olduğunu hatırlatarak sözleşmeden çekilme tartışmalarını devlet çıkarlarına aykırı buldu ve bir “akıl tutulması” dedi. (Uçum bunu duydu mu?)
Ayrıca “deli saçması” ve “kafkaesk absürtlük” suçlaması yaptı.
Başka bir noktaya değindi: “Kavala figürü yalnızca görünür yüzdür.” Mesele sadece tek bir kişiyle sınırlı değil, tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hak ve menfaatleri evrensel hukuktadır.
Ve: “Evrensel hukuk ilkeleri ve adalet bir gün herkese lazım olacak.”
Hukukçu başdanışman, Tuğrul Türkeş’e neden yanıt vermedi, yoksa veremedi mi… Bilmiyorum.
Ama Uçum’a sormak hakkımız, acaba ülkemize doğrudan yatırımların büyük ölçüde kesilmesinin ardında, ülkemizdeki hukuk, demokrasi, AİHM kararlarına sırt çevrilmiş olunmasının ve ekonominin insanlarımızı ezmesinde rolü nedir?
Uçum’un bu cesareti şuradan mı geliyor: “Avrupa askeri bakımdan bize muhtaç, içeride ne yaparsak sesini çıkartamaz.”
Öyle mi?